Yurtseverlik Askerlik ve İtaatsizlik
Üzerine
Bu kitaptan kısa alıntılar.
1) Sonuçta, ne denli tuhaf görünürse görünsün,
bilgiçlik ve akıl yüklü sosyalist, siyasal ve ekonomik eserlerden oluşan ve
insan düşüncesini doğal ve sağduyulu yoldan saptıran ve onu yapay, sahte ve yok
edici bir yola yönelten bu kitap dağları, aslına bakılırsa, boş, tamamen ayrıca
da çok zararlıdır.Tüm bu yazılanlar, ormanlık bir araziden başka toprakları
olmayan insanların, toprağı köklerden temizlemek yerine beklemesi ve nihayet
toprak, varsayılan tarihsel yasaya uygun olarak kendiliğinden ekilecek hale gelince,
toprağa neyin ekilip dikileceğini tartışmalarına benzemektedir.Bilim adamları,
gelecekteki düzenin tüm ayrıntılarını tartışarak, köleleştirilen insanların
yaşamlarını gelecekte en iyi duruma nasıl getirilebileceğini düşünüyor,
gelecekteki bu düzenin nasıl olması gerektiği üzerine ateşli tartışmalar
yapıyorlar.Ancak var olduğu sürece, işçinin gelecekteki durumunun
iyileştirilmesine dönük herhangi bir toplumsal düzenlemenin önünde engel olarak duran o mevcut zorbalıktan hiç söz etmiyorlar.
2) Halkın, yönetenlerinin
arzularına bağlı olarak kendi kendisine yaptığı zulmünden kurtulması için
gereken şey, halkın arasında zamanımıza uygun bir dinin oluşmasıdır.Bu din, tüm
insanların aynı Tanrısal kökenden geldiğini kabul etmeli, bu nedenle de insanın
insana zulmetmesine izin vermemelidir.
Zorbalıktan kurtulduktan sonra halkın nasıl
bir düzen kuracağına gelince; halk kurtuluşu gerçekleştikten sonra kuracağı
düzeni kendisi düşünecek, bilgin profesörlerin yardımı olmadan kendisine uygun
ve gerekli düzeni bulacaktır.
Sizin belirttiğiniz düşünceler, zamanımızda
birçok insan tarafından paylaşılmıştır, bu yanıtı size gönderirken aynı zamanda
da bunu basıma vereceğimi size bildirmek isterim.
Yasnaya
Polyana 30 Ocak 1909
3) Eğer
toprağı ekmek için sürmek gerekiyorsa, toprağı sürmek akıllıca bir iştir; ama
tohumlar ekildikten sonra çift sürmenin akılsızca ve zararlı olduğu çok
açıktır.Yönetimler kendi halklarını aynı şeyi yapmaya, mevcut olan ve
yönetimler olmadığı takdirde hiçbir biçimde bozulmayacak birliği bozmaya
zorlamaktadırlar.
4)Yönetimlerin
yokluğunu gerçekten de anarşi anlamına geleceğini kabul etsek bile(ki bu
anlama gelmiyor)hiçbir anarşi, yönetimlerin halklarını getirmiş oldukları ve
getirme yolunda oldukları şu andaki durumdan daha kötü olamaz.
Bu
nedenle de yurtseverlikten kurtulmanın ve buna eşilik eden yönetimlerin
despotizminin ortadan kaldırılmasının yararlı olmaması olanak dışıdır.
5) Sizin
bizi tehdit eden tehlike ve bizi bundan koruma konusunda kaygılandığınız
konusunda söylediklerimiz bir aldatmacadır.Devletler sürekli barış
istediklerini söylerler, bu arada da sürekli birbirlerine karşı
silahlanırlar.Ayrıca sizinde kabul ettiğiniz yasaya göre,tüm insanlar kardeştir
ve şu ya da bu devletin vatandaşı
olmaları arasında fark yoktur; dolayısıyla bizi sürekli korkuttuğunuz,
diğer devletlerin saldıracağı iddiası bizi korkutmamaktadır ve hiçbir önemi de
yoktur.Tanrının bize iletmiş olduğu, cinayetlere katılmamamızı talep eden
sizlerin de kabul ettiği buyruğa göre, yalnızca adam öldürme değil, her türlü
zorbalık açık bir biçimde yasaklanmıştır.
6) Yani
suçlu olanlar, kötü ve huzursuz insanlar değil, şu andaki huzurları dışında
bir şey görmek istemeyen hükümettir.Sorun, kötülüğünüzü isteyen düşmanlarınızda
korunmanız değil, toplumun hoşnutsuzluğunun nedenini görerek onu
gidermenizdedir.İnsanlar sürekli çekişme ve düşmanlık isteyemezler, ama
kardeşleriyle daima uyum ve sevgi içinde yaşamayı yeğlerler.Şu anda coşku
içinde ve kötülüğünüzü ister gibi görünüyorlarsa,bunun denedi, sizin onlara,
yalnızca kendilerini değil, milyonlarca kardeşlerini insanlığın en büyük
mutluluklarından, özgürlük ve aydınlanmadan yoksun bırakan bir engel olarak
görünmenizdir.
7)
A)Köylüleri diğer tüm yurttaşlarla aynı düzeye
getirmek ve böylelikle:Hiçbir şeyle bağlantısı olmayan yerel amirler kurumunu
kaldırmak;
B)İşçilerle onları kiralayanlar arasındaki
ilişkileri belirleyen özel kuralları kaldırmak;
C)Köylüleri
bir yerden başka bir yere giderken pasaport bulundurma sıkıntısından ve yalnızca
onlara mahsus olan konut ,köy ,atlı araba, polis, bekçi, vergisi gibi
yükümlülüklerinden kurtarmak.
D)Diğer
insanların borçlarını kefaleten ödeme gibi adil olmayan yükümlülükten ve aynı
zamanda da rehin alnın toprağın bedelini aşan kurtulmalık ödeme yükümlülüğünden
kurtarmak;
8)
A)Farklı
konumlarda bulunan kişiler arasında öğrenime katılma konusunda fark
gözetilmemeli ve bu amaçla halk için her nedense zararlı kabul edilen kitaplar,
tedrisat ve matbuat konularında halk için konan tüm istisnai yasaklar kaldırılmalıdır.
B)Her
ulustan ve inançtan halkın, her nedense bu haktan yoksun bırakılan Museviler de
dahil, tüm okullara girebilmesine izin verilmelidir.
C)Öğretmenlerin
okulda okuyan çocukların konuştukları dilde ders vermelerinin engellenmemesi.
D)En
önemlisi de, pedagojik etkinliklerde bulunmak isteyen herkesin gidebileceği
yüksek ve daha şağı düzeyde her tür özel okulun kurulmasına ve eğitim vermesin
izin verilmelidir.
9)
A)Devletce
kabul edilen kiliseye karşı her türlü aykırılığın suç olarak cezalandırıldığı
tüm yasaları iptal etmek.
B)Baptitstlere,
Molokanlara, Ştundistlere ve diğer dinsel gruplara ait dua evlerinin,
kiliselerin, eski ayin şapellerinin açılmasına ve kurulmasına izin vermek.
C)Tüm
inançlar ve dinsel vaazlara ve toplantılara izin vermek.
D)Farklı
inançlardaki insanların çocuklarını gerçek kabul ettikleri inançları yönünde
eğitmelerine engel olmamak.
10)Küçük
halkların rolü, bir maymun gibi büyük devletleri taklit ederek onların
yarattığı tüm dehşete ve acımasızlıklara,
militarizme kapılmak değil, militarizmin tüm kabalığından ve yükünden
kurtularak gücünün yettiğince büyük uluslara yol göstererek ahlaksal gelişim
yolundan ilerlemek olmalıdır.
11)Halk,
eziktir, soyulmuştur, yoksuldur, cahildir ve ölmektedir.Neden?Çünkü toprak
zenginlerin elindedir; halk fabrikalarda, dev kuruluşlarda gündelikle çalışarak
köleleşmiştir.Çünkü ondan vergi alınmakta ve kendisi için gerekli olan şeylere
zaman yapılmaktadır.Bundan nasıl kurtulabilir?Zenginlerin elindeki toprakları mı
almak gerekir?Ancak, bu yapılırsa askerler gelecek, ayaklanmacıları öldürecek
ve hapse atacaktır.Fabrikaları, tesisleri ele geçirmek mi gerekir?Aynı şeyler
olacaktır.Grev mi yapmalıdır?Ancak bu hiçbir zaman başarılı olmaz.Zenginler,
işçilerden daha uzun süre dayanabilirler.Askerler, daima sermayenin yanında yer
alacaklardır.Halk, askerler yönetici sınıfların hakimiyetinde olduğu sürece
içinde bulunduğu yoksulluktan kurtulamayacaktır.Peki ama halkı bu kölece
konumda tutan askerler kimdir?Dağılmadıkları takdirde toprağı ele geçiren
köylülere ve grev yapanlara, vergisiz mal sokan kaçakçılara ateş edecek olan,
vergi ödemeyi reddettiklerinde onları sürgün adalarına gönderen ve onları orda
tutan erler kimdir?Erler, toprakları ellerinden alınan köylülerin , ücretlerinin
yükseltilmesini isteyen grevcilerin, vergiden kurtulmak isteyen vergi
mükelleflerinin ta kendisidir.
Bu insanlar neden kardeşlerine ateş açmaktadırlar?Bunun
nedeni, kendilerine, göreve başladıklarında kabul etmeye zorlandıkları yeminin
genelde insanların öldürülmemesi, bunun ancak amirlerin emri üzerine
yapılabileceği belirtilmekte yani bu kişiler sizi şaşırtan aldatmacaya maruz
kalmaktadırlar.Ancak bu noktada bir soru ortaya çıkmaktadır:Sağduyulu, okuma
yazma bilen, hatta eğitimli insanlar bölesine açık bir yalana nasıl
inanmaktadır?Bir insan ne kadar az eğitimli olursa olsun, İsa’nın öldürmeye
izin vermediğini, yumuşak başlılığı, alçak gönüllülüğü, yapılanı bağışlamayı,
düşmanları sevmeyi öğrettiğini bilmemesi; Hristiyanlık öğretisi temelinde,
ileride kendisine emredilen herkesi öldürmeye söz veremeyeceğini öngörmemesi
olanaksızdır.
Soru, sağduyulu insanların şimdiye kadar inanılan, şuanda da
askerlik yapanların inandıkları böylesine açık bir yalana nasıl
inanabildikleridir.Bu sorunun yanıtı, insanların çocukluklarından itibareni
yalnızca bu yalana değil, başka bir dizi yalana, tüm bir yalanlar sistemine
kanmaya hazırlanmalarındandır.Bu sistem, Ortodoks inancı olarak
adlandırılmaktadır ve en kabasından bir puta tapınmadan başka bir şey
değildir.Bu inanca göre, Tanrı’nın üçüz olduğu, bu üçüz, Tanrı’nın dışında
göklerin Çariçesi olan bir Tanrı daha olduğu, bu Çariçe dışında bedenleri
çürümeyen çeşitli havarilerin, bunların dışında da Tanrıların ve göklerin
Çariçesinin ikonalarının bulunduğu, bu ikonalara mum dikmek ve el açıp dua
etmek gerektiği, dünyada en önemli ve kutsal şeyin papazın Pazar günleri
bölmenin arkasında ekmekten ve şaraptan yaptığı karışımın olduğu, papaz bu
karışıma okuduktan sonra, artık şarabın şarap, ekmeğin ekmek olmaktan çıkıp, üçüz tanrıdan birisinin
kanına ve bedenine dönüştüğü vb. Şeyler öğretilmektedir.Tüm bunlar öylesine
aptalca ve anlamsız, bunların ne anlama geldiğini anlamayı değil, yalnızca
inanmayı buyurmaktadır.Çocuklarından itibaren
bu eğitimi alanlar, kendilerine söylenen her türlü saçmalığa
inanmaktadırlar.Tanrının köşede asılı olduğuna inanacak kadar sersemleşen insanları göreve çağırdıklarında da,
istedikleri gibi aldatmakta, öncelikle de yemin etmeyi yasaklayan İncil
üzerine, bu İncil’de yasaklayan şeyleri yapacaklarına yemin etmeye
zorlamaktadırlar.Daha sonra da üstlerin emri üzerine insanları öldürmenin değil, üstlere itaat
etmemenin günah olduğunu öğretmektedirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder