23 Nisan 2016 Cumartesi

Yurtseverlik Askerlik ve İtaatsizlik Üzerine-Tolstoy

Yurtseverlik Askerlik ve İtaatsizlik Üzerine
Bu kitaptan kısa alıntılar.
1)  Sonuçta, ne denli tuhaf görünürse görünsün, bilgiçlik ve akıl yüklü sosyalist, siyasal ve ekonomik eserlerden oluşan ve insan düşüncesini doğal ve sağduyulu yoldan saptıran ve onu yapay, sahte ve yok edici bir yola yönelten bu kitap dağları, aslına bakılırsa, boş, tamamen ayrıca da çok zararlıdır.Tüm bu yazılanlar, ormanlık bir araziden başka toprakları olmayan insanların, toprağı köklerden temizlemek yerine beklemesi ve nihayet toprak, varsayılan tarihsel yasaya uygun olarak kendiliğinden ekilecek hale gelince, toprağa neyin ekilip dikileceğini tartışmalarına benzemektedir.Bilim adamları, gelecekteki düzenin tüm ayrıntılarını tartışarak, köleleştirilen insanların yaşamlarını gelecekte en iyi duruma nasıl getirilebileceğini düşünüyor, gelecekteki bu düzenin nasıl olması gerektiği üzerine ateşli tartışmalar yapıyorlar.Ancak var olduğu sürece, işçinin gelecekteki durumunun iyileştirilmesine dönük herhangi bir toplumsal düzenlemenin önünde engel olarak duran o mevcut zorbalıktan hiç söz etmiyorlar.
2) Halkın, yönetenlerinin arzularına bağlı olarak kendi kendisine yaptığı zulmünden kurtulması için gereken şey, halkın arasında zamanımıza uygun bir dinin oluşmasıdır.Bu din, tüm insanların aynı Tanrısal kökenden geldiğini kabul etmeli, bu nedenle de insanın insana zulmetmesine izin vermemelidir.
   Zorbalıktan kurtulduktan sonra halkın nasıl bir düzen kuracağına gelince; halk kurtuluşu gerçekleştikten sonra kuracağı düzeni kendisi düşünecek, bilgin profesörlerin yardımı olmadan kendisine uygun ve gerekli düzeni bulacaktır.
   Sizin belirttiğiniz düşünceler, zamanımızda birçok insan tarafından paylaşılmıştır, bu yanıtı size gönderirken aynı zamanda da bunu basıma vereceğimi size bildirmek isterim.
                                                                                              Yasnaya Polyana 30 Ocak 1909
3) Eğer toprağı ekmek için sürmek gerekiyorsa, toprağı sürmek akıllıca bir iştir; ama tohumlar ekildikten sonra çift sürmenin akılsızca ve zararlı olduğu çok açıktır.Yönetimler kendi halklarını aynı şeyi yapmaya, mevcut olan ve yönetimler olmadığı takdirde hiçbir biçimde bozulmayacak birliği bozmaya zorlamaktadırlar.
4)Yönetimlerin yokluğunu gerçekten de anarşi anlamına geleceğini kabul etsek bile(ki bu anlama gelmiyor)hiçbir anarşi, yönetimlerin halklarını getirmiş oldukları ve getirme yolunda oldukları şu andaki durumdan daha kötü olamaz.
  Bu nedenle de yurtseverlikten kurtulmanın ve buna eşilik eden yönetimlerin despotizminin ortadan kaldırılmasının yararlı olmaması olanak dışıdır.
5) Sizin bizi tehdit eden tehlike ve bizi bundan koruma konusunda kaygılandığınız konusunda söylediklerimiz bir aldatmacadır.Devletler sürekli barış istediklerini söylerler, bu arada da sürekli birbirlerine karşı silahlanırlar.Ayrıca sizinde kabul ettiğiniz yasaya göre,tüm insanlar kardeştir ve şu ya da bu devletin vatandaşı  olmaları arasında fark yoktur; dolayısıyla bizi sürekli korkuttuğunuz, diğer devletlerin saldıracağı iddiası bizi korkutmamaktadır ve hiçbir önemi de yoktur.Tanrının bize iletmiş olduğu, cinayetlere katılmamamızı talep eden sizlerin de kabul ettiği buyruğa göre, yalnızca adam öldürme değil, her türlü zorbalık açık bir biçimde yasaklanmıştır.
6) Yani suçlu olanlar, kötü ve huzursuz insanlar değil, şu andaki huzurları dışında bir şey görmek istemeyen hükümettir.Sorun, kötülüğünüzü isteyen düşmanlarınızda korunmanız değil, toplumun hoşnutsuzluğunun nedenini görerek onu gidermenizdedir.İnsanlar sürekli çekişme ve düşmanlık isteyemezler, ama kardeşleriyle daima uyum ve sevgi içinde yaşamayı yeğlerler.Şu anda coşku içinde ve kötülüğünüzü ister gibi görünüyorlarsa,bunun denedi, sizin onlara, yalnızca kendilerini değil, milyonlarca kardeşlerini insanlığın en büyük mutluluklarından, özgürlük ve aydınlanmadan yoksun bırakan bir engel olarak görünmenizdir.
7)
 A)Köylüleri diğer tüm yurttaşlarla aynı düzeye getirmek ve böylelikle:Hiçbir şeyle bağlantısı olmayan yerel amirler kurumunu kaldırmak;
 B)İşçilerle onları kiralayanlar arasındaki ilişkileri belirleyen özel kuralları kaldırmak;
C)Köylüleri bir yerden başka bir yere giderken pasaport bulundurma sıkıntısından ve yalnızca onlara mahsus olan konut ,köy ,atlı araba, polis, bekçi, vergisi gibi yükümlülüklerinden kurtarmak.
D)Diğer insanların borçlarını kefaleten ödeme gibi adil olmayan yükümlülükten ve aynı zamanda da rehin alnın toprağın bedelini aşan kurtulmalık ödeme yükümlülüğünden kurtarmak;
8)
A)Farklı konumlarda bulunan kişiler arasında öğrenime katılma konusunda fark gözetilmemeli ve bu amaçla halk için her nedense zararlı kabul edilen kitaplar, tedrisat ve matbuat konularında halk için konan tüm istisnai yasaklar kaldırılmalıdır.
B)Her ulustan ve inançtan halkın, her nedense bu haktan yoksun bırakılan Museviler de dahil, tüm okullara girebilmesine izin verilmelidir.
C)Öğretmenlerin okulda okuyan çocukların konuştukları dilde ders vermelerinin engellenmemesi.
D)En önemlisi de, pedagojik etkinliklerde bulunmak isteyen herkesin gidebileceği yüksek ve daha şağı düzeyde her tür özel okulun kurulmasına ve eğitim vermesin izin verilmelidir.

9)
A)Devletce kabul edilen kiliseye karşı her türlü aykırılığın suç olarak cezalandırıldığı tüm yasaları iptal etmek.
B)Baptitstlere, Molokanlara, Ştundistlere ve diğer dinsel gruplara ait dua evlerinin, kiliselerin, eski ayin şapellerinin açılmasına ve kurulmasına izin vermek.
C)Tüm inançlar ve dinsel vaazlara ve toplantılara izin vermek.
D)Farklı inançlardaki insanların çocuklarını gerçek kabul ettikleri inançları yönünde eğitmelerine engel olmamak.
10)Küçük halkların rolü, bir maymun gibi büyük devletleri taklit ederek onların yarattığı tüm dehşete  ve acımasızlıklara, militarizme kapılmak değil, militarizmin tüm kabalığından ve yükünden kurtularak gücünün yettiğince büyük uluslara yol göstererek ahlaksal gelişim yolundan ilerlemek olmalıdır.
11)Halk, eziktir, soyulmuştur, yoksuldur, cahildir ve ölmektedir.Neden?Çünkü toprak zenginlerin elindedir; halk fabrikalarda, dev kuruluşlarda gündelikle çalışarak köleleşmiştir.Çünkü ondan vergi alınmakta ve kendisi için gerekli olan şeylere zaman yapılmaktadır.Bundan nasıl kurtulabilir?Zenginlerin elindeki toprakları mı almak gerekir?Ancak, bu yapılırsa askerler gelecek, ayaklanmacıları öldürecek ve hapse atacaktır.Fabrikaları, tesisleri ele geçirmek mi gerekir?Aynı şeyler olacaktır.Grev mi yapmalıdır?Ancak bu hiçbir zaman başarılı olmaz.Zenginler, işçilerden daha uzun süre dayanabilirler.Askerler, daima sermayenin yanında yer alacaklardır.Halk, askerler yönetici sınıfların hakimiyetinde olduğu sürece içinde bulunduğu yoksulluktan kurtulamayacaktır.Peki ama halkı bu kölece konumda tutan askerler kimdir?Dağılmadıkları takdirde toprağı ele geçiren köylülere ve grev yapanlara, vergisiz mal sokan kaçakçılara ateş edecek olan, vergi ödemeyi reddettiklerinde onları sürgün adalarına gönderen ve onları orda tutan erler kimdir?Erler, toprakları ellerinden alınan köylülerin , ücretlerinin yükseltilmesini isteyen grevcilerin, vergiden kurtulmak isteyen vergi mükelleflerinin ta kendisidir.
Bu insanlar neden kardeşlerine ateş açmaktadırlar?Bunun nedeni, kendilerine, göreve başladıklarında kabul etmeye zorlandıkları yeminin genelde insanların öldürülmemesi, bunun ancak amirlerin emri üzerine yapılabileceği belirtilmekte yani bu kişiler sizi şaşırtan aldatmacaya maruz kalmaktadırlar.Ancak bu noktada bir soru ortaya çıkmaktadır:Sağduyulu, okuma yazma bilen, hatta eğitimli insanlar bölesine açık bir yalana nasıl inanmaktadır?Bir insan ne kadar az eğitimli olursa olsun, İsa’nın öldürmeye izin vermediğini, yumuşak başlılığı, alçak gönüllülüğü, yapılanı bağışlamayı, düşmanları sevmeyi öğrettiğini bilmemesi; Hristiyanlık öğretisi temelinde, ileride kendisine emredilen herkesi öldürmeye söz veremeyeceğini öngörmemesi olanaksızdır.

Soru, sağduyulu insanların şimdiye kadar inanılan, şuanda da askerlik yapanların inandıkları böylesine açık bir yalana nasıl inanabildikleridir.Bu sorunun yanıtı, insanların çocukluklarından itibareni yalnızca bu yalana değil, başka bir dizi yalana, tüm bir yalanlar sistemine kanmaya hazırlanmalarındandır.Bu sistem, Ortodoks inancı olarak adlandırılmaktadır ve en kabasından bir puta tapınmadan başka bir şey değildir.Bu inanca göre, Tanrı’nın üçüz olduğu, bu üçüz, Tanrı’nın dışında göklerin Çariçesi olan bir Tanrı daha olduğu, bu Çariçe dışında bedenleri çürümeyen çeşitli havarilerin, bunların dışında da Tanrıların ve göklerin Çariçesinin ikonalarının bulunduğu, bu ikonalara mum dikmek ve el açıp dua etmek gerektiği, dünyada en önemli ve kutsal şeyin papazın Pazar günleri bölmenin arkasında ekmekten ve şaraptan yaptığı karışımın olduğu, papaz bu karışıma okuduktan sonra, artık şarabın şarap, ekmeğin ekmek  olmaktan çıkıp, üçüz tanrıdan birisinin kanına ve bedenine dönüştüğü vb. Şeyler öğretilmektedir.Tüm bunlar öylesine aptalca ve anlamsız, bunların ne anlama geldiğini anlamayı değil, yalnızca inanmayı buyurmaktadır.Çocuklarından itibaren  bu eğitimi alanlar, kendilerine söylenen her türlü saçmalığa inanmaktadırlar.Tanrının köşede asılı olduğuna inanacak kadar sersemleşen  insanları göreve çağırdıklarında da, istedikleri gibi aldatmakta, öncelikle de yemin etmeyi yasaklayan İncil üzerine, bu İncil’de yasaklayan şeyleri yapacaklarına yemin etmeye zorlamaktadırlar.Daha sonra da üstlerin emri üzerine  insanları öldürmenin değil, üstlere itaat etmemenin günah olduğunu öğretmektedirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder